21 Aralık 2011 Çarşamba

2-1960’lı Yıllarda Okullaşma:

1960’lı Yıllarda Okullaşma:

1960’lı yıllarda ülkemizde okullaşma şimdiki kadar yaygın değildi. Ve, Lise bitirmek o yıllarda çok önemli bir eğitim öğretim almışlığı ve ciddi kariyerlerin giriş kapısıydı. Verdikleri eğitim de zaten, günümüz Üniversitelerinden pek üstündü. Kaldı ki Üniversite birkaç ilde buluyordu sadece! Bırakın üniversiteyi; bazı büyük ilçelerde bulunsa bile, Lisesi bile olmayan il bir hayliceydi. Eh, Ortaokul da birçok ilçemizde mevcuttu. Durum bu olunca, bir ilkokulu dahi bulunmayan köy sayısı da oldukça fazlaydı. Olanlardan bazıları donanımlı olsa da birçoğu yetersizdi. Birleşik sınıf, tek öğretmen, ve saire… Hattâ bazılarının temelleri iyi atılmamış, oldum olası verimsizdi. Yetersiz ve yeteneksiz eğitmenlerle öğretmenlerin, işin bilincine ermemiş insanların ellerinde… 

1940’lı yılların başında “Hasan Âli YÜCEL” ve “TONGUÇ BABA’nın” önderliğinde hızla kurulup geliştirilmeye çalışılan o yatılı ve üretken “Köy Enstitüleri” de dumura uğratılmaya başlanılmıştı zaten. Ve “İlköğretmen Okullarına” dönüştürülerek işlevsizleştirme yoluna girilmişti çoktan.

Okullaşma anlattığım biçimde olunca, ister istemez aileler her çocuğu okullara yönlendirmezlerdi. Hattâ öğretmenler de… Boşuna emek verilmesin, hem emek, hem çocuk heba olmasın diye bir mesleğe yönlendirilirdi. Kaldı ki kavruk insanların yaşamakta olduğu Anadolu’mun o güzel köylülerinin zaten böylesi bir değeri oralara aktarabilmek gibi mali bir güçleri de yoktu. Yani İlçe merkezlerinde bir odacık olsun ev tutarak çocuğunu Ortaokulda okutabilecek aile sayısı gayet azdı. Bu iş, yapabilenlere bile büyük bir külfetti. Ortaokul bitirtilse dahi Lisede çocuk okutmak adeta olanaksız gibi bir şeydi. Okumak da öyleydi elbet!
Anlattığım bu durum karşısında günümüz devlet parasız yatılı okulları benzeri O bildik Köy Enstitüsü kökenli İlköğretmen Okulları pek bir revaçtaydı o yıllarda köy çocukları için yine de. Öyle ya; kazabilene okumak ve bir meslek sahibi olmak garanti gibi bir şeydi. Ancak onların sayıları da yeterli değildi elbet! Bu tarz okullardan bazıları 2 hatta 3 - 4 İlin köy çocuklarına hitap ediyordu. Diğer bir ifadeyle 3 - 4 İle ait köy çocuklarının okuma şansı sadece ve sadece bu okullardı.
Bizim çevrede de Konya - Ereğli'de bulanan ve evveli "İvriz Köy Enstitüsü" olan "İvriz İlköğretmen Okulu" aynı misyon da ve pek bir meşhurdu. Gerçi işin ilerisini gerisini, sağını solunu bilenimiz de pek yok idiyse de bildiğimiz bu; ve bu okulda okuyup öğretmen Olmaktı.
 Yukarıda anlattığım şartlar öylesine ağır ve dayatıcıydı ki, son andığım bu okulların sınavlarına köyünün İlkokulunu bitiren her çocuk başvurmaz, sadece kazanacağı ümit edilenlere şans tanınırdı!

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder