21 Aralık 2011 Çarşamba

11-Dedemin Kağnı Çulu:

Dedemin Kağnı Çulu:

Aynı 4-5 yaşlarımın arasıydı. Ve bir harman sırasıydı. Millet harman kaldırıyordu.
Kağnılar, gidenler, gelenler, döven sürenler, harman savuranlar, vs. İş kuvvetliydi sair. Köyde harman kaldıranların bir çoğu da bizim evin karşındaki “Boz Belen” dediğimiz yerdeki harmanlardaydı. Köyün önündeki Yazı’nın ortasında yani.
Nitekim bizim harman yerimiz de Ora’daydı. O yaz Ora’da, Şevket Emmim‘le Mustafa Emmim harman kaldırmaktaydı. Zaten iki kişilik bir harman yeriydi ancak.
Evimizin altında kendi başıma oynaşıyordum ben. Biraz kendi (Hanifenin Pelidi) pelidimizin (meşe ağacı) altında; biraz da Kazımın Pelidi’nin…
Aaaa….?
Bir de ne göreyim? Mustafa Emmimle, Şevket Emmim kavgaya tutuşmasınlar mı?
İkisi de dağ gibi adam: güçlü kuvvetli… Hele Şevket Emmim; o daha da bir kuvvetli… Yemen’de askerken, yüksekçe iki taşın yarığına sıkışan top arabası ile beygirini tek başına o aralıktan çıkaran, bu yüzden kendisine çift tayın verilen İmamın Ahmet Dedemize çekmiş, pehlivan gibi adam…
Özellikle Şevket Emmimin elinde kağnının geri çuluna ait kağnı dayağı var ki değme adam tek elle kaldıramaz. Almış onu eline…? Sanki küçük bir değnek gibi duruyor adeta… Savuruyor gitsin. Hem Mustafa Emmime, hem karasına… Kafa, göz, baldır, bacak bırakmıyor vallahi… Baktım; ikisini de öldürecek..!
Oysa görünürde Şevket Emmim uslu, Mustafa Emmim “carcar” gibiydi. Mustafa Emmim de güçlü kuvvetli, herkesin hakkından gelir gibiydi! Fakat burada gördüklerim başka, bambaşkaydı. Sonra anladım ki, Mustafa Emmim bağırıp çığırsa da daha merhametli bir adamdı.

Derhal koştum, durumu evdeki Dedeme haber verdim. İstedim ki kavgayı durdura; Onları birbirinden ayıra…
Dedem hızla koştu Yazı’ya doğru!? Ben de arkasından… Ama fazla ileriye gidemedim; korktum kavgadan. Evimize göre Yazı’nın girişinde, yani İbrahim Ağanın Kağnı Gediği’nde durdum: ileriye geçmedim. Başladım beklemeye…
Dedem doğruca vardı. Vardı ama harmana; Onların yüzüne dahi bakmadı. “Bunlar ne ediyorlar? bile demedi. “Ne olacak bunlara?” diye düşünmedi. Doğruca, içi, biçilmiş ekin dolu kağnıya yöneldi. Kağnılar daha çok taşın eşyası alsın diye geliştirilmiş geri çuluna yöneldi yani!? Ki, geri çulu kağnıya vurulan yükü çevrelerdi. Ve bizim kağnı da yüklüydü. Harmanda dövülmedik ekin sapı yüklü.
Cebinden bir bağ testeresi çıkardı dedem. Kağnının üzerindeki geri çulunu dört bir tarafından yukarıdan aşağı kesti. Kağnının içindeki ekin sapları yerlere döküldü. Dedem yine hiçbir şeye bakmadan geri döndü. Bunun nedenini ben dememe sormadım. Neden zaten belliydi.
Bu arada kavga da bitti. Bitti ama Şevket Emmim, Mustafa Emmimle Karısını haşat etmişti adeta. Bu kavganın yarasını çok çekti rahmetliler…  Özellikle Karısı… Doktorlara gittiler… Aylarca yattı garibim evlerinde… hele o, baldır ve bacaklarındaki yaralarından…
 Allah hepsinin taksiratını affetsin! Acı göstermesin oralarda artık. Gittikleri yerlerde… Cümlemizin ve cümle geçmişlerimizin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder